Önceki gün Keşan FM’de yayımlanan “Ticaret Saati” adlı programın bu haftaki konukları, Keşan`daki özel dershanelerin temsilcileriydi.
Her Çarşamba saat 15.00’da Keşan FM Radyosunda yayınlanan ve Keşan Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Helvacıoğlu ile Medya Keşan Gazetesi Köşe Yazarı Cavit Deniz’in hazırlayıp sunduğu ‘’Sanayi ve Ticaret Saati’’ adlı programda bu hafta ‘’Dershanelerin eğitimdeki önemi’’ konusu işlendi.
Programda, Keşan’da bulunan 13 bin öğrenciden %20’sinin yani 2.369’unun dershaneye gittiği vurgulandı.
Dershanelerin fiyatta değil, kalitede yarışması gerektiğinin altı çizilen programda, Keşan’daki dershane ücretlerinin düşük olduğuna dikkat çekildi.
Önceki gün Keşan FM’de yayımlanan “Ticaret Saati” adlı programın bu haftaki konukları, Fen Bilimleri Dershanesi Kurucusu Yunus Cingöz ve Uğur Dershanesi Yöneticisi Sevtap Engin oldu. Programda, “Dershanelerin eğitimdeki önemi ve yeni sınav sistemleri” anlatıldı.
Programda ilk olarak konuşan Helvacıoğlu, özel eğitim kurumlarının Keşan (TSO) üyesi olduğunu belirterek, Keşan’da 5, İpsala’da 1 olmak üzere 6 özel eğitim kurumunun oda üyesi olduğunu kaydetti.
Mustafa Helvacıoğlu, şöyle dedi: “Bizler Oda olarak üniversite sınavlarının son ayağının ertesi günü bir çağrı yaptık. Kendileriyle bir öğle yemeğinde eğitimi tartıştık. Eğitimle sanayinin ve ticaretin birbirini tamamladıkları ortaya çıkıyor. Keşan’da eğitimin sorunlarını sahiplenme adına, rekabirlik adına özel eğitim kurumlarını bir araya getirme gayretinde bulunduk. 1 dershane dışında 4 dershane yöneticimiz katıldı. Çok teşekkür ediyorum. O gün güzel gelişmelerle eğitimi tartıştık. Önümüzdeki dönem neler yapabileceğimizi tartıştık. Milli Eğitim’le de çalışmalarımızın daha nitelikli olması için, <onlara nasıl yardım ederiz>i ve Keşan’daki eğitimi tartıştık.”
YUNUS CİNGÖZ…
Daha sonra konuşan Cingöz, eğitimin ciddi bir iş olduğunu vurgulayarak, “40 yıllık bir eğitimciyim. Keşan’a yeni geldik ve Fen Bilimleri Dershanesi’ni açtık.
Amacımız, özel eğitim kurumlarında olması gereken kaliteyi, arkadaşlarımızla beraber çocuklarımıza vermek. Ülkemizde özel eğitim çok yeni. Özellikle 1998’den sonra programlar değişti. Devlet elinden alınıp özel öğretim kurumlarına nakledilmesiyle daha da gelişmeye başladı. Bu çalışmaların içerisinde bulundum. Kendi bölgeme gelip insanlarımıza aktaracağıma inandım. Pedagoji ve psikoloji danışmanlık mezunuyum. Yıllardan beri İstanbul‘da özel öğretim kurumlarında gerek danışmanlık, gerekse özel öğretim ve eğitimde ayrı ayrı görev yaptım.” dedi.
“ÇOCUK BEYAZ KAĞITTIR”
Çocukları beyaz kağıda benzeten Yunus Cingöz, “Bu beyaz kağıda eğitimci olarak ne çizerseniz onu görürsünüz. Ne kadar silseniz izini silemezsiniz. O zaman biz de özel bir öğretim kurumuysak, oraya koyacağımız eğitimci kişiler kalitesiyle, uzmanlığıyla bu çocuklara zarar vermemeliler. Onların geleceğiyle oynamaya kimsenin hakkı yoktur.” diye konuştu.
“EĞİTİM YÖNETİCİLERİ ŞART”
Özel öğretim kurumlarında eğitim yöneticilerinin olması gerektiğini kaydeden Cingöz, şunları söyledi: “Bu, eğitimin içerisinden gelmiş, bu anlamda uzmanlaşmış kadrolar demektir. Müdürüyle, müdür yardımcısıyla… Bunlar iyi planlama yaparlar. Bu planlama patron beklentilerine göre değil, çocukların seviyesi doğrultusunda olur. Planlamaları da öğretmenler uygularlar. Uygulayıcılarımız bunu ders saatleri içerisinde gerçekleştirir. Bunun dışındaki saatlerde çocuklarımızın yönlendirmelerini ve yapılacak çalışmaları değerlendirilecek ölçme değerlendirme uzmanının olması gerekir. Bir kurumda önce fiziksel ortama bakacaksınız. Ölçe değerlendirme birimi ve uzmanı var mı? Çocuk eğitim görüyor. Eğitim sonunda değerlendirme yapması gerekir. Değerlendirme yapılmayan hiçbir faaliyet yoktur. Öğretmen dersini işliyor. Bunu kim değerlendirecek? Çocuk ne haldeydi, nasıl bir duruma geldi? Bu birim bunu değerlendirecek. Devlet, <Bu birimi koymak zorundasınız.> diyor. Birkaç gündür gazetelere bakıyorum. Bir özel eğitim kurumumuz gazeteye reklam veriyor, reklamın altında da kadrosu var. Kadroya bakıyorsunuz ölçe değerlendirme uzmanı yok, rehber öğretmeni yok, rehberlik servis elemanları yok, öğretmen ve hizmetliler var. Böyle bir kurum olmaz. Bu öğretim kurumu değildir. Bu zorunluluğu yerine getirmeyen kurumlar hakkında işlem yapmak Milli Eğitim’in görevidir.”
HELVACIOĞLU: DERSHANELERİN İSTİHDAMA KATKISI %15
Bu arada söz alan Mustafa Helvacıoğlu, Keşan genelinde öğrenci sayısının 13 bin, dershaneye giden öğrenci sayısının ise %20 yani 2.369 kişi olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi: “Öğretmen sayısı 650. Özel dershanelerin istihdama katkısı 92 kişi. Yani %15. Türkiye’deki dershane sayısı 4.200. 55 bin kişi ülke genelinde dershaneye gidiyor.”
ENGİN: YAPTIĞIMIZ İŞ ÇOK RAFİNE BİR İŞ
Bu arada Cavit Deniz, Sevtap Engin’e şu soruyu yöneltti: “Yönetim, eğitim ve parasal anlamda sıralama var. <Planlamayı patrona göre değil, eğitimin hedeflerine göre o kurumda çalışanlar yapar.> söylemi, özel öğretim kurumları için iddialı geldi. Bu konuda ne dersiniz?”
Engin, şu yanıtı verdi: “Yaptığımız iş çok rafine bir iş. 5 bakanlıkla iş birliği halinde olan özel eğitim kurumu olarak şunu belirtmek istiyorum: Şu anda konuşuyorsak, aslında Türkiye çok güzel bir noktaya gidiyor. Dershaneciliği konuşmuyoruz aslında, eğitimde niteliği konuşuyoruz. Dünyada 17. büyük ekonomi olan Türkiye ekonomisinden bahsediyoruz. Ekonominin hızlı kalkınabilmesi için bilgi toplumuna geçiş, kaliteli ve nitelikli eğitimle mümkün. Dershaneler burada ciddi bir istihdam sağlıyor. Bölgenin başarı düzeyini yukarıya çekmek için belki yüzde 20’lik bir dilime destek veriyormuş gibi görünse de bu konuda daha yüksek oranda fayda sağlandığına inanıyorum.”
“DEĞİŞİM ŞART”
Sevtap Engin, planlama konusunu da şöyle değerlendirdi: “Bizler çok iyi planlamacılar olmak zorundayız. Mesela şu an önümde 2011 yılının planlamaları var. 2011’de son değişimlere göre Uğur Dershaneleri’nde her dersin ne kadar okutulacağı, yılda kaç kez sınav yapılacağı, hangi tarihlerde olacağı, zümre toplantıları ve tarihleri var.
Değişim şart. Çünkü dünya değişiyor. Biz Keşan’a değil, Türkiye’deki ulusal sınavlara öğrenci hazırlıyoruz. O yüzden de yaptığımız hazırlığın ölçülebilirliği çok önemli. Her ay şubemizde çocuklar, en az 8 Türkiye sınavına giriyorlar. Biz sınavları, eksik tamamlamak için yapıyoruz. Merkeziyetçi çalışıyoruz. Her deneme sınavımız 183 şubemizle birlikte değerlendiriliyor. Bütün karnelerimiz Türkiye’yle bize geriye geliyor. Biz ulusal sınava, sınav gerçeğiyle öğrenci hazırlıyoruz.”
Bu arada söz alan Cingöz, dershanelerin programlarının çerçeve programlar olduğunu, özünün değiştirilemeyeceğini kaydetti ve yerelde bir kısım ufak tefek değişiklikler yapılabileceğini dile getirerek, öğrencilerin başarılarının Türkiye geneli baz alınarak değerlendirildiğini belirtti.
“KEŞAN, ŞANSLI BÖLGE”
Keşan’ın eğitimde çok şanslı bir bölge olduğunun altını çizerek konuşmasını sürdüren Engin, şöyle devam etti: “Çünkü veli inanılmaz destekçi, öğretmen inanılmaz hevesli. Bu noktada üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Önemli olan Türkiye’deki ulusal sınav gerçeğini kaçırmamak.”
SBS’NİN KALDIRILMASI...
Öğretmenlerin kendilerini yenileme adına hizmet içi eğitim verilmesi, SBS’nin kaldırılması, eğitim yapısındaki değişimler konularında görüşlerin açıklanmasıyla devam eden programda Sevtap Engin, SBS’nin kaldırılmasına kızmadığını, aksine mutlu olduğunu aktararak, şunları dile getirdi: “SBS ilk başlarda çocukların kendilerini değerlendirebileceği bir şeydi. Ancak daha sonra ortaöğretim başarı puanı eklenince iş çığırından çıktı ve başarıyı olumsuz etkileyen bir konuma geldi. SBS’de tercih yapıyorduk. 12 hak veriyorduk. 4. tercihte bile aynı listeyi kullanıyordu öğrencilerimiz. Şu an bu uygulama değişti. 1 tercih yapacaklar. 12 tercih haklarını kullanacaklar. 4 Ağustos’ta 1. yerleştirme sonuçları açıklanacak. 5 Ağustos’ta 2. yerleştirme için süreç başlayacak. İlk kez bu yıl 6 tercih yapacak öğrencilerimiz.”
SAMBUR: EN DÜŞÜK FİYAT KEŞAN’DA
Programa telefonla bağlanan Açılım Dershanesi Kurucusu Temsilcisi Süleyman Sambur, şöyle dedi: “Keşan’a Anadolu öğretmen lisesi ve fen lisesinin açılması nedeniyle emeği geçenlere ve Milletvekilimiz Necdet Budak’a çok teşekkür ediyorum. Bu okullar Keşan’a çok büyük bir ivme kazandıracak. Ayrıca Keşan’da 2 dershane olarak büyük bir teftiş geçirdik. O konuda yardımcı olan İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Feryaz Yüksel’e de teşekkür ediyorum.
Veli gelip çocuğunu dershaneye yazdıracağını ve ne kadara mal olacağını soruyor. Dershanenin öğretmen kadrosunu, yayınlarının nasıl olduğunu ve kaç saat eğitim alacağını sormuyorlar. Çocuklar arkadaşlarının gittiği dershaneye gitmek istediği için velinin dershane seçiminde pek etkinliği yok. Okulun da etkinliği yok. Keşan’da 5 yıldır ben bunu görüyorum. Bir çocuk gittiği dershaneden memnunsa, öğretmenlerinden memnunsa, aldığı derslerden memnunsa arkadaşlarını da o dershaneye getiriyor. Önemli olan çocukları memnun etmek.
Dershanelerin atağa kalkması lazım. Trakya genelindeki il ve ilçeler arasında en düşük fiyat politikası Keşan’daki dershanelerde. Bu fiyat politikası ile iyi bir hizmet verilemez. Düşük fiyat politikası nedeniyle en çok dershane batması Keşan’da yaşanıyor. Dolayısıyla Keşan’daki dershanelerin bir araya gelip anlaşması lazım. Rekabetin de kalite yönünden olması gerektiğine inanıyorum.”
ERCAN SOĞUCAK: DERSHANELER EĞİTİME CİDDİ KATKI SAĞLIYOR
Programa telefon ile katılan bir isim de FEM Dershaneleri Müdürü Ercan Soğucak oldu.
Soğucak, şunları söyledi: “Genel olarak sizlerin düşüncelerine katılıyorum. Eğitimin ticaretten daha önemli olduğunu düşünüyorum. <Önce eğitim, sonra ticaret.> diyorum. Eğitim ticaretin altyapısıdır.
Rekabirlik ve fiyat ortalaması noktasında, benden önceki Müdürümüz İbrahim Hocamız diğer dershanelerle oturup konuşmuş ve öyle bir birliktelik sağlanmıştı ama uygulanamamıştı. Karşılıklı anlaşmazlıklardan dolayı uygulanamamıştı. Fiyat ortalamasının biraz daha yükseltilmesi ve kalitenin de daha yukarılara çıkarılması taraftarıyım. Keşan’da veliler çocuklarının dershaneye gitmesi konusunda duyarlı.
Öğretmenlerin yeterliliği ve dokümanlar da çok önemli.
Keşan’daki dershanelerin eğitime ciddi bir katkı sağladığını düşünüyorum.
Öğrenci sınava girip kazanacak ve mesleğini eline alacaktır. Dershaneye gelen çocuklar, dersler ve hayat noktasında öğretmenleri örnek alarak, hayata güzel şeyler katabileceklerdir.”
KEŞAN’A HANGİ LİSE AÇILSIN?
Sevtap Engin ve Yunus Cingöz, Cavit Deniz’in, “Keşan’da son günlerde açılması düşünülen liselerle ilgili birtakım değerlendirmeler var. Keşan Ticaret ve Sanayi Odası, üç ilçeye de mavi boncuk dağıtarak İpsala’ya tarım, Keşan’a turizm, Enez’e de su ürünleri lisesi açılması yönünde görüş açıkladı. Siz de birer eğitimci olarak, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” şeklindeki sorusunu şöyle cevapladı:
ENGİN: TARIM LİSESİ
“Bir genelgeyle düz liseler kaldırılıyor. Ya Anadolu lisesi ya da meslek lisesine dönecek. Feride ve Mehmet Çuhacı Lisesi sanırım bu yıl kayıt kabul edecek ama seneye onun da dönüşümü gerçekleşecektir. Ben Keşan’a tarım lisesi açılması görüşünü taşıyorum. Çünkü bizim çözümümüz meslek liseleri. Tabii Enez’e de su ürünleri lisesi çok yakışır. Bir Enezli olarak onu da söylemeden edemeyeceğim. Turizm lisesi tartışılabilir ama bölge düşünüldüğünde tarım ön plana çıkıyor.”
CİNGÖZ: TURİZM LİSESİ
“Bölgeyi tanıdığım kadarıyla Keşan’a turizm lisesi açılmasını uygun görüyorum. Tarım denildiğinde aklıma sulu tarım geliyor. Fiziksel ortam olarak da İpsala’yı düşünüyorum. Ama Enez’le ilgili de denizle ilgili bir meslek lisesinin açılmasının yararlı olacağını düşünüyorum.”
HELVACOĞLU: KEŞAN-İPSALA-ENEZ BİRBİRİNE GİRDİ
Mustafa Helvacıoğlu da Keşan-Enez-İpsala’nın birbirine girdiğine işaret ederek, görüşlerini şöyle açıkladı: “Sadece Keşan’a sorulsaydı ne olması gerekir diye. O zaman tarım lisesi derdik. Ama tarım lisesi İpsala’da olmalı. Niye? Uygulama sahası İpsala. Anadolu öğretmen lisesi Beyendik’te açıldı, Keşan’a gelmedi mi? Fen lisesi Yenimuhacir’de açıldı Keşan’a gelmedi mi? İpsala-Enez’in adı da Keşan. Bölge olarak birbirine geçmişiz. O zaman tarım lisesi İpsala’da olacak, su ürünleriyle ilgili lise Enez’de. Turizm lisesini kazanmalıyız. Şu anda yazın zirvesindeyiz. 120 bin kişi Saros’da hizmet alıyor. 8 bin de istihdam var. 8 bin istihdama turizm lisesi gibi ara elemanla eğitsek cirolarımız o kadar artar.
Bir iş yerini terk etme, %68 personel hatasından kaynaklanıyor. O zaman gelin eğitimli kalifiye eleman yetiştirelim. Ben, odam ve Meclisimiz de böyle düşünüyor. Bölgemiz organize sanayi bölgesi olamayacaksa, bölgemizi organize eğitim bölgesi yapalım.”
Programın sonunda telefonla bağlanan Keşan Muhtarlar Derneği Başkanı ve Gökçetepe Köyü Muhtarı Abdullah Kemik de konuyla ilgili görüşlerini şöyle özetledi: “Keşan’ın eğitimde gelişmesi konusunda Muhtarlar Derneği olarak bize ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Dershanelerin Keşan’a katkısı var. Gerektiğinde, parası olmayıp da okumak isteyen 5-6 öğrencimizi hiç tereddütsüz kabul ettiler.” |